> Ekrem


Ekrem


Ekrem

Küçük bir kasabaya benzeyen mahallenin en fırlaması. En havalısı. 18 yaşında.Pratik zekası yüksek bir oğlan. Sosyal becerileri konusunda hiçbir sorunu yok. Tanımadığı bir grup insanın arasına beş dakikada sızar, 15 dakika sonra onları alıp istediği yere götürür. Son derece dalgacı. Ders çalışmakla filan ilgisi yok. Kolay yoldan nerden nasıl yırtarımcı bir tip. Kafalayamıyacağı kimse olmadığına inanıyor. Babası hariç. Babası bir hacı. Süleyman efendi 60 yaşlarında ve mahallenin en zengini. Beyaz eşya satıyor. Mahallede bir sürü de mülkü var. Süleyman efendinin Ekrem'den önce 4 tane ablası olmuş. Ablaların üçü evlenmiş gitmiş ama bir tek Nisa Nur hala bir kısmet bulamamıştır. Yani Ekrem son oğlan ve aslında ilk doğduğunda Süleyman efendinin mutluluktan gözlerinin yaşarmasına sebep olmuş bir mucize. Babası Ekrem'i ufaklığından beri camii'ye götürüyor. Duaları öğretmeye çalışıyor. Olmuyor da olmuyor. Enseye yediği şefkatli tokatlara rağmen Ekrem bir türlü yola gelmediği için Süleyman efendi müthiş hayalkırıklığına uğruyor. Oğlunun biraz aptal olabileceğini düşünüyor. Gerçi ipin ucunu da asla bırakmış değil, en kötü ihtimal oğlu onun işlerini yürütmeye devam edecek diye düşünmekte. Dolayısıyla üniversite sınavını pek umursamıyor. Hatta kazanmasını pek de istemiyor. Üniversiteyi kazanmalı çünkü: Ekrem babasının eline düşmemek için üniversite sınavını kazanması gerektiğini biliyor. Neden kazanamadı: Çünkü tembel. Bulduğu kopya sistemi de işe yaramadı. Öyle ortada kaldı. Aşması gereken: Adam tavlayarak bir ömrün geçmeyeceğini, hayatın sadece pratik zekayla çözülebilir problemler bütünü olmadığını öğrenmesi gerekecek. Ekrem'in bir de annesi var. Hüsna hanım. Tipik aile annesi. Kızlarının her biri başka şehirlerde olduğu için onları çok özlüyor. Ekrem'e de pek düşkün. Aslında zevk-ü sefa içinde yaşayacak kadınmış. En büyük kozu Nisa Nur. Her işe onu koşuyor. Hüsna uykusunu almadığı zaman sersem sersem ortada geziyor. Ömrü Süleyman efendinin isteklerine ve kurallarına uymaya çalışarak geçmiş. Neşeli bir kadın. Kolay kolay kalbi kırılmıyor. Bu yüzden de Süleyman efendi ile iyi anlaşıyorlar. Aslında Ekrem de sahip olduğu rehavet genini annesinden almış.