Melekler Korusun

İpek



Oyuncu

17 yaşındadır. Denizli'de doğup büyümüştür. Hayatı boyunca da tatiller dışında Denizli'den hiç çıkmamıştır. Tatile de ailesiyle birlikte Kuşadası'ndaki yazlıklarına senede bir aylığına gidebilmiştir sadece… Ama o bile İpek için özgürlüğün bir tanımıdır. İpek 10 yaşındayken babasını kaybetmiştir. Çok sevdiği babasını kaybetmek İpek'in en derin yarasıdır. Babasının hırkasını üzerinden hiç çıkarmaz İpek. Böylece hala babasının bir şekilde yanında olduğuna inanır. Hala kendini yolunu kaybetmiş hissettiğinde mutlaka gece rüyasında babasıyla dertleşir. İpek'in ailede en düşkün olduğu kişidir babası. Rahmetli Kemal Bey de yıllar sonra babalık acemiliğini atınca İpek'le daha yakın olmuştur. Babasıyla İpek arasında çok yaş farkı vardır. Annesiyle ise tam tersi… Yaşları birbirlerine yakındır. Çünkü Melek Hanım 25 yaşındayken doğurmuştur İpek'i… Ama İpek annesiyle hiç iyi anlaşamaz. Daha doğrusu annesinin onu asla anlayamadığını düşünür. Aslında içten içe, annesinin özellikle babası öldükten sonra koruma içgüsüyle, onu bu kadar çok sıktığını bilir ama yine de hak vermez. Çünkü hayatının baharındadır ve annesi hiçbir şeye izin vermemektedir. Lisedeyken, arkadaşlarıyla birlikte okulun düzenlediği Kapadokya turuna bile gidememiştir. Üstelik hiçbir zaman annesinden dişe dokunur bir gerekçe de alamaz. "Ben sana değil başkalarına güvenmiyorum" un dışında… Bu yüzden de hafta sonları arkadaşları, Delikli Çınar'a, Çamlık'a ya da sinemaya giderken, İpek annesiyle dükkânda durmak zorundadır. Öyle ki ödevlerini bile orada yapmıştır kimi zaman. Çünkü ablası evde değilse (ablası Dilek onların alt katında oturmaktadır.) İpek'in evde tek başına kalması bile yasaktır. Artık İpek annesinden bir şey istemekten vazgeçmiştir. Ama lise 2'ye geldiğinde hayatının en önemli kararını verir. Buradan gidecek, üniversiteyi İstanbul'da okuyacaktır. Melek de İpek'in okumasını çok ister. Ama Denizli'de, Pamukkale Üniversitesi'nde… Ona göre genç kızlar için büyük şehirler tam bir cehennemdir. Orada başlarına ne geleceğini kimseler bilemez. İpek'i şehir dışında bir üniversiteye göndermeyi hiç düşünmediğinden, dershaneye de göndermez. Çünkü İpek zaten çok çalışkan bir öğrencidir. Biraz gayretle buradaki üniversitede, orta halli bir bölümü haydi haydi kazanacaktır. Zaten kazanamasa da hiç önemli değildir. Çünkü gül gibi dükkân vardır. İpek isterse babasının dükkânının başına geçebilir. İpek, annesiyle geçecek bu konuşmanın nokta ve virgüllerinin yerlerini bildiğinden, konuşmayı hiç denememiştir. Kararını kendisi vermiştir. Herkesten, özellikle dershaneye gidenlerden, daha da çok çalışacak ve İstanbul'da veterinerlik okuyacaktır. Üniversite sınavına kadar İpek deli gibi çalışır. Geceleri uykusuz kalır. Annesi bile onun için endişelenir. Bu sınavı böyle dert edinmesini istemez. İpek sınava girer. Sınavı gayet iyi geçer. Gelen puan ailede sevinçle karşılanır. Baştan beri çok hevesli görünmeyen Melek Hanım bile, İpek'in aldığı puanla övünür. Eşe dosta hava atar. Sıra tercihleri yapmaya gelmiştir. Melek hanım İpek'le birlikte oturur. Bakar kitapçığa Pamukkale Üniversitesi'nde ne kadar iyi ailede yetişmiş bir kız çocuğuna uygun bölüm varsa onları işaretler. Bunlar da öğretmenlikler, ev ekonomisi, bankacılık vs.dir. İpek hayatının en büyük söz dinlemezliğini yapar. Melek hanım uyuduktan sonra bütün tercihlerini değiştirir. Hepsi de İstanbul ve en çok istediği bölüm olan veterinerliktir. Melek hanım veterinerliğe katiyen izin vermez. Bütün hastalıklar hayvanlardan geçmektedir çünkü: Kuş gribi, Sıtma, Kene ısırması, kuduz vs. Ertesi gün ana kız büronun yolunu tutar. Tercihlerini teslim ederler. Melek hanım çok mutludur. Ama İpek ondan daha da mutludur. Aradan zaman geçer. Her geçen gün İpek daha da heyecanlanmaktadır. Ama annesini nasıl ikna edeceği ise tam bir muammadır. İpek çok ince düşünceli bir kızdır. Küçük şehirde büyümüş olmanın getirdiği inceliklere ve cahilliklere sahiptir. Bu yüzden de kalbi çok kırılır İstanbul'da. Çünkü kimse onun taşıdığı inceliklerin farkında değildir! Ama çok inatçıdır. Hem kendi olabilmek için hem de hayal ettiklerine ulaşabilmek için… Bu uğurda yapmayacağı şey yoktur. İpek yumurta kırmasını bile bilmez. Ya da elektrik faturasının nereye yatırıldığını… Melek hanım İpek'i hep korunaklı bir hayat içinde büyütmüştür. Sayısız maddi krizler yaşanmıştır. Ama İpek'in istediği spor ayakkabı hep bir şekilde alınmıştır. Bu yüzden de İpek'in hayat şartlarından da pek haberi yoktur. Evin en küçüğü olduğundan da istedikleri hep gerçekleştirilmiştir. Ama artık isteklerini gerçekleştirecek olan sadece kendisi vardır. Kimse ona hayat şartlarıyla ilgili yol göstermediği için, bazı durumlarda afallayacaktır. Hatta annesinin haklı çıktığını, tek başına yaşamayı beceremediğini düşünecektir. İpek aşk konusunda da çok acemidir. Lisedeyken uzaktan uzağa bakıştığı, hatta bir kere kaçamak buluştuğu bir erkek arkadaşı olmuştur. Ama Melek'in bunu duymasıyla o çocukla yolları sonsuza kadar ayrılmıştır. Bu yüzden de gerçek anlamda hiç sevgilisi olmadığı söylenebilir. Messengerda yazıştığı bir erkek arkadaşı var aslında. Sevgili gibi yazışmaktadırlar. Bu çocuk da İstanbul'da yaşamaktadır. İpek bir anlamda erkek arkadaşının da yaşadığı şehre gelecektir. Ama İpek geldikten aylar sonra bile aramaya cesaret edemeyecek, kendine güvenmediği için, netten yazışmayı sürdürecektir. Kızlar kendi aralarında sevgililerini konuşurken, İpek de bu çocuğu sevgilisi gibi anlatır. Sırf anlatacak bir şeyi olsun diye… Çocukken İpek'in en çok kavga ettiği kişi ablası Dilek'tir. Çünkü ikisi de babasını paylaşamamaktadırlar o zaman. Babayı kaybettikten sonra Dilek kardeşine daha çok destek olmaya ve sevgi göstermeye başlamıştır. Şu anda da en iyi arkadaşı Dilek'tir. İpek aslında çok güzel bir kızdır. Ama özellikle annesinin de baskılarıyla fazla dikkat çekmek istemez. Bu yüzden bol kıyafetleri tercih eder. Saçlarını da arkadan at kuyruğu kaparak bağlar. Hayatında ilk ve son kez Lise mezuniyet partisinde makyaj yapmıştır. Kendini aynada tanıyamamıştır. İpek ilkokuldan beri gözlük takmaktadır ve de bundan hiç mutlu değildir. Lise sonda annesine bir ay yalvardıktan sonra lens almaya ikna etmiştir. Hevesle aldığı bu lensler bazı zamanlar başına bela olur. Lensini okulda düşürüp aramaya utanır. Sonra da gören tek gözüyle doğru otobüse binmeye çalışır. İpek kendisini ne güzel bulur ne de akıllı… Hep kendisini yetersiz hisseder. Özellikle Esin'e özenir. Hatta hayrandır. Onun insanlarla rahat konuşmasına, güzelliğine, olayları hemen lehine çevirebilmesi gibi özelliklerine tapar. Kendisine Esin'i örnek almaya çalışır. Çünkü İpek kalabalıkta bile konuşamaz. Ayrıca kendine özgü özel tercihleri de yoktur. Mesela evde yumurta yapılacağı zaman hep çoğunluğa uyar. Aslında kendisinin menemen değil sahanda sevdiğini söylemez..