Annem Uyurken

Gül



Oyuncu

50'li yaşlarının sonundadır. 146 yıllık Deli Seyfettin Lokumcusunun varisidir. İstanbul'da doğup büyümüştür. Çemberlitaş Kız Lisesi mezunudur. Küçük yaşlardan itibaren lokumcunun mutfağında çalışmış, kendini o mutfakta mutlu ve huzurlu hissetmiştir. Kardeşi Lale'nin aksine lokumculuktaki azmi ve başarısı sayesinde babasından özel lokumun tarifini almaya hak kazanmıştır. Necip Usta ile birlikte efsanevi lokumun tarifini bilen iki kişiden biridir. Babasının ölümünden sonra mutfaktan çok dükkanın işletmesiyle ilgilenmek zorunda kalmış, işleri de gayet iyi yürütmüştür. Maddi anlamda rahat bir hayat sürmüş, sıkıntı çekmemiştir. Başarılı, becerikli, saygılı, prensip sahibi, görgüye, hürmete özen gösteren bir kadındır. Neşeli ve enerjik bir yapısı vardır. 70'lerde İstanbul partilerinde yaptığı Swing danslarıyla birçok kızın gönlünü çalan Hasan ile bir baloda tanışmış, karşılıklı yaptıkları bir dans sonrası birbirlerinden etkilenmişlerdir. Aslında Gül, dönemin popüler gençlerinden biri olan Hasan'ı kendine aşık etmiştir. Gül ve Hasan mutlu bir aşk evliliği yapmışlardır. Deli Seyfettin, bu avare dansçı genci kızına pek yakıştıramasa da Gül'e olan inancından ve güveninden bu evliliğe karşı çıkmamışlardır. Gül ve Hasan'ın dört çocuğu olmuştur. Defne ve Derya'nın üstüne Deli Seyfettin'in erkek varisi olarak gördüğü Mert dünyaya gelmiş, ardından küçük Murat da bir sürpriz olarak tekne kazıntısı olmuştur. Her şey yolunda giderken, büyük kızı Defne okulunu bitirip mimar olmuşken, hayırlı kısmet Cem ile evlenecekken, en küçük oğlu Murat daha yeni yeni "anne" demeye başlamışken, Derya sorunsuz bir ergenlik yaşarken, dükkanda işler yolunda giderken birden bire tıp tarafından da tam olarak tarif edilemeyen bir şey olmuş ve Gül, Defne'nin düğün günü birden fenalaşmıştır. Gelin başının yapıldığı esnada mizanplinin içindeki Gül'e makinadan kısa bir elektrik akımı geçmiş; bu olay Gül'ün beyninde bir şoka neden olmuş ve Gül on yıl süren bir uykuya dalmıştır. On yılını komada geçiren Gül, bize göre son derece açıklanabilir ama etrafındaki herkese göre nedensiz bir şekilde uyandığında hiçbir şeyin bıraktığı gibi olmadığını görür. Çocukları onsuz büyümüş, hayatından koca on yıl kaybolup gitmiştir. Şimdi Gül, kaybettiği yıllarını geri kazanmaya çalışan, hepsi farklı yönlere savrulan çocuklarını tekrar yetiştirmeye uğraşan, batmak üzere olan dükkanı tekrar işler hale getirmek için didinen ve dağılmak üzere olan ailesini tekrar toplamaya gayret eden bir kadın olacaktır. Gül bütün bu sıkıntılarla uğraşırken asla şikayet etmeyecek, dırdırlanmayacaktır. Gül eylem kadınıdır, hareket halinde bir baş karakterdir. Kendince yöntemleri olan, eğlenceli bir insandır. Aslında kendine telkin edeceği şey sürekli şu olacaktır: "Hiçbir şey için canını sıkmaya değmez Gül Hanım. Kaybettiğin yıllar bunu sana öğretmedi mi." Ama uğraşacağı dertler de az buz değildir. Gül'ün en büyük üzüntüsü çocukları büyüyüp yetişirken onların yanında olamamaktır. Gül uyandığında Murat'a onu hiç görmediği, henüz iki yaşındaki halini hatırladığı için bebek gibi davranır. En küçük çocuğunu bi ayrı sever. Gül, Defne'ye çocukları böyle yetiştirdiği için kızgındır. Defne, Gül'e göre üstüne aldığı sorumluluğu yerine getirememiştir. Cem'le evlenmeyerek, işi bırakarak, hayattan koparak, kısacası her şeyi yanlış yaparak Gül için büyük hayal kırıklığı olmuştur. Mert'i dükkanın varisi ve ilk erkek çocuk olarak küçüklüğünden beri şımartan Gül, Mert'in yediği haltlar ortaya çıkınca büyük hayal kırıklığı yaşar. Mert'e de Defne'ye nasıl kızgınsa o kadar kızgındır. Üstelik Gül, Mert'te Hasan'ın kendisini sinir eden huylarını keşfetmeye başlar. Mert düpedüz büyüdükçe babasına çekmektedir. Gül, Hasan'ı yıllarca nasıl dizginlediyse Mert'i de öyle dizginlemeye karar verir. Derya'ya karşı ise "afferin kızım"cıdır. Ondan umutludur. Okulunu bitirmiş, yol yordam bilen bir kıza benzemektedir Derya. Kendisinin istediği hayata yakın bir hayat sürmektedir Gül'e göre. Dolayısıyla Defne'ye karşı ne kadar tepkiliyse Derya'ya karşı da o kadar yumuşaktır.