> Ahu


Ahu


Ahu

Mahallenin torpilli kızı. Mahallenin karanlık abileri de, komşu kadınları da, haşarı çocukları da, herkes onu sever sayar, herkesten ayrı bir yere koyar. Çünkü Ahu'yu onlar büyüttü. Küçükken bir trafik kazasında öldü annesiyle babası. Ahu bir başına kaldı. Ama mahalleli sahiplendi onu. Kadınlar ona annelik, babalar ona babalık etti.

Ama işin aslı, Ahu kendi kendini büyüttü. Her gittiği evden bir şeyler öğrendi. Bir evin annesinden yemek yapmayı, bir başka evin babasından tavla oynamayı, bir başka evin oğlundan gizlice sigara içmeyi, evin büyük kızından dikiş dikmeyi. Ona verilen hiçbir nimeti karşılıksız bırakmamayı da görev bildi. Kaldığı evlerin çocuklarını ders çalıştırdı, yemek yaptı, bulaşık yıkadı, dükkanlarının kasasında durdu. Böyle böyle, hem herkesin sevgisini, hem de saygısını kazanmayı başardı. Sonunda, Kuyudibi'ndeki her eve girip çıkabilen, herkesin sırrını, derdini bilen, mahallenin dokunulmazı olup çıktı.

Üniversiteye gitti, fotoğraf okudu. Ama Kuyudibi'ni bırakmadı. Çünkü Kuyudibi onun eviydi. Oraya borçluydu. Mahallede bir fotoğrafçı dükkanı açtı. Ahu Kuyudibi'nin, Kuyudibi de Ahu'nun ayrılmaz parçası oldular.

Bir kişi diğerlerinden hep farklıydı. Bir kişi yanından hiç ayrılmadı. Çocukluğundan bu yana ona aşık olan Sarı. Ahu da ona başka türlü bağlandı.