Manyak Dükkan

Manyak Dükkan 21 Mayıs 2015 14:43 Manyak Dükkan

Manyak Dükkan (Özgün Manyak Kiosk) esası dram içermekle birlikte durum komedisi olan 65'er dakikalık bölümler halinde hazırlanmış bir dizi filmdir. Dizi Berlin'de aile işletmesi küçük bir dükkânda geçen olayları anlatır. Konu Türkiye dışında dünyadaki en büyük Türk şehri olan Berlin'in Küçük İstanbul olarak bilinen Kreuzberg ilçe merkezinde geçmektedir. Almanya, Almancılık, diaspora ve göçmenlik sorunlarının kuşattığı, zengin ve bakir konuların ele alındığı komedi-dram; hem Avrupa Türkü diye adlandırılan 3 milyondan fazla göçmen Türk'e, hem Türkiye'de bu göç macerasında oluşmuş bir o kadar geriye göçü temsil eden milyonlarca insanın ilgisine seslenmektedir. Yaklaşık 50 yıllık bu toplumsal sirkülâsyonda hemen hemen her Türk'ün hayatta en az bir kez karşılaştığı "Almancılık" gerçeğinden beslenen durum komedisi her bölüm bir birine ilmeklenerek akan değişik maceralarla Türk izleyicisi karşısına çıkıyor.

Avrupa'dan, daha spesifik olarak Almanya'nın Berlin kentinden Türkiye'ye giden ilk "dizi" olması özelliği taşıyan Manyak Dükkan Türk izleyicisine "öteki Türkleri" göstermeyi amaçlıyor. Manyak Dükkân'da geçen olaylar format olarak "izleyen bir kamera" önünde cereyan etmektedir. Bu anamda oyuncular da izleyici de bu oyundan belgesel tadı alabilecektir. Ancak amaç bir belgesel sunmak değildir. Amaç gerçeklik tadı veren bir komedi-dramyaratmaktır. Mahallede yapılan kamera röportajları ve oyuncuların kamerayla temasları bu tadı sağlamak amacıyla kullanılmıştır.

Manyak Dükkân'ın hikâyesi İstanbul'dan kamerasını alıp Türk semti olarak bilinen ve hemen herkesçe oldukça tanınan Kreuzberg'e gelen, buradan mahalleye ve İzzet'in Yeri olarak bilinen bir sokak kioskunda mekan tutan kameranın bizi yönlendirmesi ile başlar. Bundan sonrası o mekândaki tüm olayları "aktarmaktan" ibarettir. Kamerayla birlikte İzzet'in Yeri denen "Manyak Dükkân'da" olup bitenleri izlemeye başlarız.

Yine esas olarak ilk 3 bölüm mahalle kadar bu mekâna girip çıkan değişik karakterleri, sürekli müşterileri ve Garip Ailesi'nin iç dünyasını tanımaya başlarız. İlk üç bölümde bu insanların kişisel özellikleri, aile ilişkileri, aşkları ve asıl dertleri olan diğer temel konulara dokunuruz. Bu konulara dokunurken Almanya'da göçmen Türklerin sosyal yaşamlarına girer ve Türkiye tadında hikâyeler buluruz. Mahallenin delisi ya da yarım akıllısı "Sekuriti Rıfat" bu tatlardan biridir. İşsiz ve aylak gezen Veli, babasının işini yapmaktan kendine hayat çizememiş ve dükkân sahibinin kızı Ela'ya âşık Vahit de bu tatlardandır.

İlk bölümde karakterlerin çarpıcı özellikleri yanında dükkân sahibi İzzet ve onun kıskanç eşi Gülfem'in taşıdığı asıl sorunlara giriş yaparız. Gülfem eşi İzzet'in dükkâna gelen kadınlarla gönül eğlendirdiği gibi sabit bir fikre sahiptir. Başlangıçta amacı bu kıskançlığı kullanarak İzzet'i dize getirmektir ama bu her zaman işe yaramaz hatta bazen ters teper. İzzet ise mazbut, iyiliksever olarak tanınan "rahat, mülayim" bir adamdır. Olayları idare etmek, sorunları yoluna koyup geçinip gitmek ister. Elbette etrafta patlak veren olur olmaz olaylar onu da zaman zaman çileden çıkarır ve konumuzun merkezine taşır.

Gülfem'in Türekiye'den evlilik yolu ile getirdiği eşi İzzet üzerindeki hâkimiyet kurma ve onu kendi merkezinde tutma isteği İzzet'i bunaltmaktadır. Diğer yandan Gülfem'in "feminist" kız kardeşi Sevda ise erkeklerin "çoğunu" kadın düşmanı olarak görmekte onlara "sırası geldikçe hadlerini bildirmektedir." İzzet'in yeğeni olan Serdar karakteri ise Almanya'da "yolunu bulmak" ve "zengin olmak için" çabalayan, her seferinde bir tezgâh kuran ama bunu eline yüzüne bulaştıran bir karakterdir. Serdar da tüm tezgâhı dükkâna taşıdığından olaylar da bu Manyak Dükkân'ın meselesi halini alır.